18 Temmuz 2018 Çarşamba

PEYGAMBERLERİN HAYATI

2014-01-04 - 15:16
PEYGAMBERLERİN HAYATI

Ey bize güç şeyleri kolaylaştıran Rabbim
Boş ve abes şeylerden kurtar bizi, dileğim

Bizlere rızk diyerek gösterdiğin şeylerde
Nice tuzaklar varmış, gerçeği göster bize

O aslan sözlerine devamla söyledi ki:
“Ey Mesih bu avlanma ibret içindir bil ki

Alınacak bir rızkım kalsaydı bu dünyadan
Ölülerle işim ne, ölür müydüm o zaman

Fakat berrak su bulup, içine işeyene
Lâyık olanı budur, sen bunu dert edinme

O ırmağın kadrini bilecek olan eşek
Ayak sokmaz, başını, kaldırıp şükredecek

Hayat veren bir suya sahip öyle bir Resul
Bulur da edebiyle edeceğine duhul

Der: ‘Ey ab-ı hayatın sahibi olan kişi
Ol emrini ver hele, dirilt şu kemikleri’”

Sen de kendine gel bir, köpek nefsini sakın
Diriltmeyi isteme, bil, o senin düşmanın

Bu nefis köpeğini can avından eyleyen
O kemiğin başına toprak saç da uyan sen

Köpek değilsen, nedir, köpeğe olan aşkın
Ve neden sülük gibi kan emip durmaktasın

O ne biçim gözdür ki görmez sınamalarda
Rezil ve rüsvay eder sahibini bir anda

Zanlarda hata olur; fakat, bu nasıl zandır
Kör olarak gelmekte, zandan öte yalandır

Ey başkaları için ağlayan göz biraz da
Kendi halini düşün, kendi haline ağla

Dal, ağlayan buluttan yeşerir, tazeleşir
Çünkü mum ağlamakla apaydın hale gelir

Nerde ağlıyorlarsa orda otur, orda dur
Çünkü ağlamak ile muratlar hasıl olur

Bil, fâni ayrılıkla olanlar bâki olan
Lâf madeninden gâfil kalmışlardır her zaman

Çünkü gönülde taklit nakşı vardır yürü de
Nefs bendini yık artık gözyaşı döküp sen de

Taklit, her iyiliğin âfetidir, sağlam bir
Dağ olsa hakikatte samandan ibarettir

Kör, kuvvetli tez kızar olsa bile gerçek bak
Bir et parçasıdır o, değil mi ki gözü yok

Kıldan ince söz bile söyleyecek olursa
Gönlünün o sözden bir haberi olmaz asla

Kendi sözüyle sarhoş olur ama onunla
Şarap arasında çok uzak bir yol var anla

Irmağa benzer amma, su içemez ırmaktan
İçmek isteyenlere, su akıp gider arktan

Onun için su arkta durmaz akarak gider
Su susamış değil ki, su, su içmez ki beyler

Ney gibi feryadeder taklide düşen kişi
Ancak, bulabilirse dinlemek isteyeni

Ağlayacak olursa, mukallit söz söylerken
Maksadı ancak tamah o habisin bil ki sen

Ağlar da yanık söyler, bil o mukallit kişi
Amma, yırtılan etek ve yanan yürek hani

Muhakkikle, mukallit arasında çoktur fark
Biri Dâvud’a benzer, biri, boru sesi bak

Yanık yürekten gelir muhakkikin sözleri
Eski, köhne sözlerdir nakli, mukallidinki

Mukallide aldanma, kendine gel, kendine
Yanılıp da kapılma hüzünlü sözlerine

-172-

Öküzün üstünde de bir yük olduğu zaman
Kağnı da feyadedip, inlemekte durmadan

Mukallit de sevaptan mahrum değildir amma
Hesaba gelse para verilir ağlayana

Bil, kâfir de “ALLAH” der, mümin olan kişi de
Adamakıllı fark var, bu iki söyleyişte

O yoksul, ekmek için dili ile “Allah” der
Haramdan çekinense, candan, gönülden söyler

Eğer yoksul bilseydi sözünün mânasını
Gözü ne azda kalır, ne de çokta kalırdı

Yıllar boyu “ALLAH” der ekmek isteyen kişi
Saman uğruna MUSHAF taşıyan eşek gibi

Dudağındaki o söz, gönlünden doğsa bil ki
Zerre, zerre olurdu, parçalanıp bedeni

Şeytanın adı büyü yapmaya yarar belli
Allah adıyla mangır kazanmak bu seninki

KÖYLÜNÜN,
 KARANLIKTA ASLANI
ÖKÜZ ZANNEDİP
OKŞAMASI

Bir köylü bağlamıştı öküzünü ahıra
Aslan geldi öküzü, yedi, oturdu sonra

Köylü gece ahıra gidip köşe, bucağa
El atarak başladı öküzü aramağa

Öküzün yerindeki aslana el sürmekte
Öküzü zannederek okşamakta, sevmekte

Aslan: “Aydınlık olsa ödü patlar, yüreği
Kan kesilirdi benim heybetimi görseydi

Fakat şimdi pervasız beni okşamaktadır
Çünkü bu karanlıkta öküzü sanmaktadır”

Demekteydi HAK da der: “Ey mağrur kör Tûr Dağı
Tecellimle yıkılıp, yanıp dağılmadın mı

Eğer kitabımızı dağa indirseydik biz
Dağ parçalanıp kopar ve göçerdi şüphesiz

Eğer Uhud Dağı da beni anlayabilse
O dağdan ırmak, ırmak kan akardı gerçekte”

Sen bu adı babandan, anandan işittin de
Onun için bu isme yapışmışsın gafilce

Bu sırrı taklitsizce anlayacak olursan
Hâtif gibi olursun, lütfü hakla o zaman

Taklitçileri tehdit için söyleyeceğim
Şu hikâyeyi duy da, taklitten geç azizim

SOFİLERİN, SEMÂ İÇİN
KONUĞUN
EŞEĞİNİ SATMASI

Bir sofi yoldan geçip bir tekkeye misafir
Olur, eşeğini de ağıra çekiverir

Suyunu ve yemini verir kendi eliyle
İhtiyatlı davranır bil ki o bu haliyle

Diğer hikâyedeki sofi gibi yapmaz bil
Fakat kaza gelince, ihtiyat kâfi değil

Tekkedeki sofiler yop-yoksul kişilerdi
“Yoksulluk az kala küfr olacaktı” denildi

Ey zengin sen toksun ya, sakın dertli yoksulun
Aykırı hareketi seni pek yanıltmasın

O sofiler âcizlik ve de açlık yüzünden
O merkebi satmaya karar verirler, bak sen

Zarurette, murdar da, mubah olur belli bu
Nice kötü, zaruret anında olur doğru

-173-

Hemencecik eşeği satarak yiyecekler
Aldılar mumlar yakıp şenlendiler beraber

“Bu gece yemek ile sema vardır” diye de
Bir velveledir düştü sessiz, sakin tekkeye

“Oruç tutmak yetmez mi” bu sabır niceye dek
Sona ermeyecek mi, zembil tutup dilenmek

Biz de halktanız elbet, canımız var bizim de
Devlete erdik konuk geldi bize bu gece”

Diyerek sevindiler, can sandığı içine
Bâtıl tohum ektiler bilesin hakikatte

O konuk uzak yoldan gelmiş ve yorulmuştu
Sofilerden gördüğü iltifatla dolmuştu

Sofiler kendisini candan ağırlamakta
Onunla izzet, ikram tavlası oynamakta

Kendisine yapılan meyil ve muhabbeti
Görünce de gerçekten ferahladı, sevindi

“Ne vakit eğlenirim, eğlenmezsem bu gece”
Diye kendi kendine coşup neşelenmekte

Yemek yenildi, semâ başladı ondan sonra
Tekke, tavana kadar boğuldu toz, dumana

Bir taraftan mutfaktan çıkan yemek dumanı
Bir yanda semaıda el ayak vurulması

Bir taraftan sofiler iştiyak ve vecdile
Oynayıp durmaktaydı kendi canları ile

Gâh el çırparak ayak vurmaktaydılar yere
Gâh secde etmekteler yeri süpürürcene

Dünyada az bulunur tamahsız olan sofi
O sebepten sofiler, hor hâkir olur belli

Hakkın nuruyla dolup dilenmek zilletinden
Kurtulmuş olan sofi müstesnadır bu halden

Binde biri bu çeşit sofi olmakta ancak
Öbür sofiler onun sayesinde yaşar bak

Sema sona erince tekkedeki çalgıcı
Yörük seması ile teganniye başladı

“Ey oğul eşek gitti, eşek gitti” demeğe
Koyuldu bu usule uyuverdi hepsi de

Bu şevkle seher çağı oluncaya dek ayak
Vurdular neşe ile ve dahi el çırparak

O konuk olan sofi onları taklit ile
Hepsinden çok bağırdı “eşek gitti” diye de

O işret ve semai meclisi dağılınca
Sabah olup sofiler bir-bir vedalaşınca

Tekke boşaldı sofi eşyasının tozunu
Silkeleyerek artık hazırlığa koyuldu

Nesi var, nesi yoksa hücreden dışarıya
Çıkardı ki eşeğe yükleyip yola çıka

Eşeğini getirmek için ahıra gitti
Ahırda bulamadı o sofi eşeğini

Dedi: “Hizmetçi suya götürmüş olsa gerek
Çünkü dün gece gayet  az su içmişti eşek”

Hizmetçi geldi, sofi: “Eşek nerede?” dedi
“Sakalını yol” diye cevap verdi hizmetçi

Sofi işi anladı, hizmetçiyle kavgaya
Başladılar ne fayda olan olmuştu amma

Sofi, hizmetçiye der: “Eşeğimi sana ben
Teslim ettim, hıyanet, ettin emanete sen

Yollu, yordamlı konuş delil getirmen boştur
Sana ısmarladığım eşeğim kaybolmuştur

Ben onu sana verdim, senden isterim onu
İade et eşeği bilmem ben onu, bunu

-174-

Peygamber buyurmuştur ‘Elinle aldığını
Geri vermen gerekir’ bırak hakkı inkârı

Sen, serkeşlik edip de razı olmazsan hakka
Kalk gidelim mahkeme nah işte şuracıkta”

Hizmetçi der: “Sofiler hep hücum etti bana
Yarı canlı bir halde mağlup düştüm onlara

Bir ciğer parçasını kedilerin içine
Atıp sonra kalkarak, onu aradığın ne

Yüz açın önüne bir parça ekmek atıp da
Bir kedi bırakırsan, yüz köpek arasına

İnsafeyle ben nasıl onlarla baş ederim
Yüz köpekle ben yalnız nasıl savaş ederim”

Sofi dedi. “Tutalım, senden zulmen aldılar
Benim gibi yoksulun girip kanına onlar

Ya niçin bana gelip olanı söylemedin
‘Bîçâre eşeğini götürdüler’ demedin

Söyleseydin eşeği alırdım ben yahut da
Parasını toplardım buradayken onlar da

Sofiler buradayken yüz çâre bulunurdu
Halbuki şimdi hepsi bir tarafa savuştu

Kimi tutayım, kime gideyim artık söyle
Senin yüzünden geldi başıma bu gaile

Niçin gelip de bana ‘sen çok korkunç bir zulme
Uğratıldın ey gârip kendine gel, kendine’

Diye haber vermedin, ben de seni kadıya
Götüreyim gününü görürsün sen de orda”

Hizmetçi cevap verir: “Vallahi ben kaç kere
Geldim bu işi sana haber vermek üzere

Fakat sen ‘Oğul eşek gitti’ demekte idin
Hatta, hepsinden daha zevkli söylemekteydin

Ben ‘o da biliyordur, ârif bir adam zâhir
Bu işe razı demek’ dedim gerçek bil budur”

Sofi der: “Söylenirken zevkle onların hepsi
Onların sözlerinden bana dahi zevk geldi

Onları taklit ettim ve bu taklit yüzünden
Eşeğim elden gitti vay bu başıma gelen

Bil bu taklittir beni böylesi veren ele
Bu taklide lânetler olsun ikiyüz kere

Hele böyle bir parça ekmek için yüz suyu
Dökenleri taklide kalkışmanın sonu bu

Onların zevki bana aksediyor bu yüzden
Gönlüm zevkleniyordu, meğer, aldanmışım ben”

Dostlardan gelen akis, sen denizden akissiz
Su alabilinceye kadar hoştur, şüphesiz

İlk önce gelen akis taklit, bil ondan sonra
Devamlı gelir ise hakikidir o anla

Erişinceye kadar sen hakiki aksine
Dostlarından ayrılma, o sedefi terk etme

O katre dahi inci olmadığı sürece
Tamah perdelerini yırt at, sabırla bekle

Gözün, aklın, kulağın sâf olsun istiyorsan
Kurtuluşa gayret kıl, taklitten ve tamahtan

Çünkü, sofiyi yoldan çıkaran tamahıdır
Yoldan çıkan sofinin ziyanı tebahıdır

Yemeğe, semaa ve zevke tamah edişi
Hakikatlere akıl erdirmesine mâni

Ayna, bir şeye tamah etseydi bizim gibi
Münafık kesilir ve doğruyu göstermezdi

Terazinin tamahı olmuş olsa emvale
Nasıl doğru tartardı, düşün bunu bir hele

-175-

Her peygamber kavmine “Ey kavmim ben sizlerden
Peygamberlik için bir ücret istemem” derken

Hem delilim sizlere müşteri olan Haktır
Hak banim ücretimi verecek bu mutlaktır

Tellallık ücretimi iki baştan da vermiş
Benim ücretim dosta kavuşmaktır budur iş


Kırk bin dinar verdi ya Ebu Bekir bu asla
Ücretim değil benim bunu şöyle kıyasla

Boncuğu mukayese etmek mümkün olur mu
Aden incisi ile aradaki fark bil bu”

Bir hikâye diyeyim can kulağıyla dinle
Anla, TAMAH kulağa nasıl olmakta perde

Dili tutuk haldedir tamahı olan kişi
Tamahla göz ve gönül aydınlanmaz hâm kişi

Takım altın hayâli tamahkârın gözünde
Gözdeki kıl gibidir görmez gerçekleri de

Hak sarhoşu olursa bil ki bundan müstesna
Hazineler de versen hürdür o inan buna

Sevgiliye kavuşma muradına erene
Dünya murdar bir şeyden ibarettir söz dinle

Bu sarhoşluktan uzak olan sofi nihayet
Hırs yüzünden nursuz bir hale gelir dikkat et

Hırsa düşkün olanlar, nice hikâye duysa
Yine de girmez onun bil hâris kulağına

KADI TELLALLARININ
BİR MÜFLİSİ DOLAŞTIRIP
ŞEHİR HALKINA
TEŞHİR ETMELERİ

Evsiz, barksız, kimsesiz, müflisin biri vardı
Zindana düşmüş, zindan, onun için cinandı

Yiyeceğini yerdi zindana düşenlerin
Kâf Dağından ağırdı ondaki tamah bilin

Şerrinden kimselerin bir lokma ekmek yemek
Fırsatları olmazdı görüverdi miydi tek

Çünkü, hemen ucundan tutarak koparırdı
Bir bahane bularak ellerinden alırdı

Hak dâvetinden uzak olan sultan da olsa
Gözü açtır bil bunu, gerektir inan buna

O adam insanlığı ayak altına almış
Lokma kapmak yüzünden öyle bir arsızlaşmış

Ey dost, rahata ermek ümidiyle nereye
Kaçarsan afet çıkar orada da önüne

Âfetsiz, felâketsiz hiçbir kişi yoktur bil
Dinlenmek, rahat etmek bu asla mümkün değil

Hakkın halvet yerinden başka yerde dinlenmek
Ve rahata kavuşmak mümkün değil, dinle, pek

Kurtuluş için çâre yok dünya zindanından
Ve bu zindanda ey dost sen nereye kaçarsan

Ayakbastı parası, hapishane dayağı
Alınıp, atılmayan yoktur bir tek bacağı

Fare deliğine de girsen Vallahi yine
O delikte çatarısın bir kedi pençesine

Âdemoğlu hayâlle gelişir ve de şâyet
Hayâli güzel ise rahata erer gayet

Gözüne kötü olan hayâller geliyorsa
Ateşten eriyen mum gibi erir bil o da

O zaman yılanlar ve akrepler bile bana
Munis olurlar bunu böyle bil, böyle anla

Çünkü senin hayâlin aşağılık şeyleri
Altın yapan kimyadır, halinden de besbelli



Bu Haber 1010 Defa Okundu
Bu Haberi Paylaş

YORUM EKLE

 

 
  Ad Soyad
 

Yorum

       İsim Yazılmayan Yorumlar Onaylanmayacaktır.
   

YORUMLAR

Peygamberlerin Hayatı Kategorisine Ait Diger Haberler

PEYGAMBERLERİN HAYATI PEYGAMBERLERİN HAYATI PEYGAMBERLERİN HAYATI PEYGAMBERLERİN HAYATI PEYGAMBERLERİN HAYATI PEYGAMBERLERİN HAYATI PEYGAMBERLERİN HAYATI PEYGAMBERLERİN HAYATI PEYGAMBERLERİN HAYATI PEYGAMBERLERİN HAYATI PEYGAMBERLERİN HAYATI PEYGAMBERLERİN HAYATI PEYGAMBERLERİN HAYATI PEYGAMBERLERİN HAYATI PEYGAMBERLERİN HAYATI PEYGAMBERLERİN HAYATI PEYGAMBERLERİN HAYATI PEYGAMBERLERİN HAYATI PEYGAMBERLERİN HAYATI PEYGAMBERLERİN HAYATI PEYGAMBERLERİN HAYATI PEYGAMBERLERİN HAYATI PEYAGMBERLERİN HAYATI PEYGAMBERLERİN HAYATI PEYGAMBERLERİN HAYATI PEYGAMBERLERİN HAYATI PEYGAMBERLERİN HAYATI PEYGAMBERLERİN HAYATI PEYGAMBERLERİN HAYATI PEYGAMBERLERİN HAYATI PEYGAMBERLERİN HAYATI PEYGAMBERLERİN HAYATI PEYGAMBERLERİN HAYATI PEYGAMBERLERİN HAYATI PEYGAMBERLERİN HAYATII PEYGAMBERLERİN HAYATI PEYGAMBERLERİN HAYATI PEYGAMBERLERİN HAYATI PEYGAMBERLERİN HAYATI PEYGAMBERLERİN HAYATI

Çok Okunanlar

Çok Yorumlananlar



HABER YORUMLARI

KUR´AN-I KERİMİN IŞIĞINDAN ÖĞÜTLER (ADEM)´DE AŞURE ETKİNLİĞİ 23 NİSAN BU YIL SİİRT´TE FARKLI KUTLANACAK 23 NİSAN BU YIL SİİRT´TE FARKLI KUTLANACAK SİİRT ÜNİVERSİTESİ TAŞINIYOR ŞİİRLER YOĞURT FESTİVALİ VALİ MUSA ÇOLAK, GÜL AİLESİNE TAZİYE ZİYARETİNDE BULUNDU SiiRT ´DELi REMZi´NiN CENAZESiNDE BULUŞTU BAYKAN´DA PİŞMANİYE ÜRETİMİ!

Anketler

Sitemizin Yeni Tasarımını beğendiğiniz mi?
Evet
Hayır
Kararsızım
Kötü

Gunluk Gazeteler

Copyright © 2011 SiirtteHurriyet.com