27 Mayıs 2018 Pazar

PEYGAMBERLERİN HAYATI

2014-01-12 - 23:08
PEYGAMBERLERİN HAYATI

Bil, güzel hayâllerle tatlılaşmakta sabır
Sabret, sabırla güzel hayâlleri pekiştir

Sen her şeyden evvelde içinde bulunduğun
Sıkıntından kurtulma hayâllerinde bulun

O kurtuluş ümidi, içteki amandandır
İman zayıflığıysa, ümitsizlik doğurur

Sabır, iman yüzünden baş tacı olur belli
Sabrı olmayanların, imanı tehlikeli

Peygamber buyurmuştur: “Sabrı olmayanların
Hak gönlüne imanı koymamıştır” inanın

Senin gözüne yılan gibi görünürse de
O güzel görünmekte başkasının gözünde

Çünkü senin gözünde küfrünün hayâli var
Dost yüzündeyse mümin hayâli cilve yapar

Görüyorsun ya bu bir kişide iki iş var
Gâh balık olmadadır, gâh olta olmaktalar

Yarısı mümin onun, diğer yarısı kâfir
Yarısı hırstır ama, diğer yarısı sabır

“İçinizde mümin de, kâfir de putperest de
Var” diye buyurmuştur Allah, gerçek bu işte

Öküz gibi yarısı kara, yarısı beyaz
Bir tarafını gören nasıl olur aldanmaz

Almak istemez onu kara yanını gören
Beyaz yanını görse almak ister o zaman

Yusuf, kardeşlerinin gözlerinde canavar
Gibi görünmekteydi, kurtulmak ister onlar

Fakat, yine o Yusuf, Babasının gözünde
Huri gibi güzeldi, görüş farkı bu işte

Fer’e ait göz, kötü hayâl yüzenden onu
Çirkin gördü, asli göz ise ortada yoktu

Zâhiri göz, o asli gözün bir gölgesidir
O ne görürse bil ki bana da o görünür

Sen bir mekânsın, aslın, lâmekândır bil bunu
Bu dükkânı kapa da gerektir ki aç onu

Altı cihete kaçma, altı kapı var orda
Altı kapıyı alsan, matedersin tavlada

ZİNDANDAKİLERİN,
KADI’NIN VEKİLİNE
 O MÜFLİS KİŞİYİ
ŞİKÂYET ETMELERİ

Kadı’nın anlayışlı vekiline şikâyet
Ettiler o müflisi mahpuslar da nihayet

“Selâmımızı götür Kadı Hazretlerine
Bu aşağılık kişiden bizim çektiğimiz ne

O boşboğaz, obur ve muzır herif zindanda
Kalıp durduğu süre çektiğimizi anla

Sinek gibi çirkin ve kötü huyu yüzünden
Soframıza selâmsız konar hiç çağrılmadan

Ona yetişmiyor hem altmış kişilik yemek
Vurdumduymazın biri her ne kadar söylensek

Hile ve tedbirlerle oturdu mu sofraya
Zindanda olanlara kalmıyor bir tek lokma

Sofra serildi miydi o cehennem boğazlı
Hemen oturur ve der: “Yiyiniz dedi Tanrı”

Bu üç yıllık kıtlığa benzeyen tamahkârdan
Kadı kurtarsın bizi elâman olsun ondan

Ya bu sığır zindandan defolup çıkarılsın
Yahut doyması için vakıf, maaş bağlansın

Ey hem erkeğin hem de kadının hürmetini
Kazanmış olan KADI imdat kıl bize hadi”

-177-

KADI’NIN YAPILAN
ŞİKÂYETLERİ
HAKLI BULMASI

Zindanda kendisine söylenilen sözleri
Kadı’nın zindandaki tatlı sözlü vekili

Gidip anlattı ona, güzel bir lisan ile
Bu tamahkâr kişiye şaşırdı kadı bile

O adamı zindandan çağırtaraktan Kadı
Kendi adamlarıyla yürüttü tahkikatı

Zindandakiler haklı bulundu şikâyette
Bir arada yaşanmaz böyle tamahkâr ile

Kadı: “hemen zindandan git, sahipsiz kalası
Var, yıkıl git evine, bize daha hayırlı”

Deyince herif dedi: “Evim barkım da senin
İhsanından ibaret, evi yok bu kölenin

Kâfir gibi zindanın bana cennet olmuştur
Beni zindandan sürsen ahvalim nice olur

İhtiyaç ve yoksulluk içinde ölürüm bil
Zindanı terk edersem yaşamak olmaz kabil

İblis gibi: “Ya Rabbi beni kıyamete dek
Yaşat da düşmanımın oğlunu tepelemek

Kimin imanda varsa nasibi alıp onu
Keseyim ben bırak şu âdemoğlu yolunu

Her kimin yol için bir lokma ekmeği varsa
Ondan azığını ben hile ile huduyla

Alayım da pişmanlık feryadına başlasın
Bu dünya zindanına o da dalıp aldansın

Bu dünya zindanında gayetle rahatım ben
Onları yoksullukla korkutayım da bazen

Bazen de güzelliğin saçları ve benzeri
İle bağlayayım ben o gören gözlerini”

İman azlığı azdır bilesin bu zindanda
Istırap içindeler açığı olanlar da

Birden alır götürür buna inanmalısın
Tanrı’nın Şeytanından, O’na sığınmalısın

Onun azgınlığından helâk olup gittik ya
Bir köpek ama binler kişiye saldırmakta

Kimin kanına girse, o da şeytan kesilir
Seni hakikatlerden soğutan şeytanındır

Şeytanın, o adamın içinde derisinin
Altında gizlenmiştir kanına girmiş senin

Şeytan gizlenmeseydi bir adamın içine
Bürünüp gizlenmezse ademin suretine

Hayâline girip de seni nasıl aldatsın
Kötülüğe sevk için hangi bir yoldan gelsin

(LAHAVLE) de a dostum, sen kendine gelerek
Sadece dille değil, gönülden söyle gerek

MÜFLİSİN
HİKÂYESİNİN SONU

Kadı: “Müflisliğini ispat eyle” deyince
Adam: “Zindandakiler tanık zaten bu işe”

Dedi, Kadı: “Onların şahadeti muteber
Değil ki zirâ senden kurtulmayı isterler

Kan ağlıyorlar senin elinden onlar işte
Bulunmaları mümkün yalan şahadette de”

Deyince o sırada mahkemede olanlar
Müflisliğine şahit olur ve doğrularlar

-178-

Kadı o adamı her kime sorduysa ona
Dedi ki: “Bu müflisten hayır yok elin yıka”

Kadı dedi ki: “madem hem müflis, hem hilebaz
Şehri dolaştırarak halkı eyleyin ikâz

Yer, yer bağırıp onun müflisliğini ilân
Etsinler hep tellâllar  olmasın bir aldanan

Kimse ona hiçbir şey veresiye satmasın
Ona bir mangır bile borç veren bulunmasın

Birisi hilesine uğrasa da bu yüzden
Dâva ederse onu, hapse atmam artık ben

Artık sabit olmuştur iflâsı onun bence
Ne parası, ne pulu, ne malı var elinde”

Müflis olduğu sabit oluncaya kadar da
Âdemoğlu da kalır dünya denen zindanda

Allah, KUR’ANLA bize iblis’in iflâsını
Bildirmiş her tarafa yaymış kötü adını

O hilekâr müflis ve kötü sözlüdür diye
Onunla hiç oynama, ortak olma şerrine

Alışverişe girsen kâretmezsin hiç ondan
Kâredecek neyi var söyle müflis olandan

İş bu hale girince odun satan bir Kürdün
Devesini getirip teşhirine züğürdün

Bindirdiler üstüne, Kürt, hayli feryadetti
“Deveme bindirmeyin bu müflisi ah” dedi

Hatta, memura para verdi kâretmedi bu
Devesini aldılar, bindirdiler züğürdü

Kuşluk çağından akşam oluncaya kadar da
Gezdirdiler aldırış etmeyip figânına

Ve o müthiş KITLIĞI deveye bindirdiler
Deve sahibi deve arkasında beraber

Taraf, taraf ve yer, yer gezdirip o müflisi
Tellallar onu bütün halka teşhir eyledi

Her hamamın önünde, her çarşının başında
Biriken halk ibretle bakmaktaydılar ona

Kendi dilleriyle Türk, Kürt, Rum, Arap ve sair
Milletten olanlar da bağırarak söylenir:

“Bu müflistir yanılıp bir şey vermeyesiniz
Hiçbir şeyi yok bunun, kesinkes bilesiniz

Açıkta ve gizlide bir habbesi bile yok
Müflis ve kalp bir adam hile, hud’aya tutsak

Kendinize geliniz, aklınızı toplayıp
Böyle müflis kişiyle arkadaşlık çok ayıp

Satmak için bir öküz getirecek olursa
Tutup bağlayın hemen çalmıştır onu zirâ

Ona aldanaraktan etseniz onu dâva
Ben bu ölü herifi koymam bilin zindana

Bu herif tatlı sözlü, pek boldur boğazı da
Üst libası yepyeni, içiyse, paramparça

Hile için yeni bir elbise giyse bile
Kendisinin değildir, çalmış onu belki de

Halkı aldatmak için giymiştir onu yahut
Aldanmayınız artık, biliniz ki rut’tur, rut”

Ey temiz kalpli kişi, hikmetsiz dilde hikmet
İğreti elbiseye benzer gerçek bu elbet

Bir hırsız giyse dahi, güzel bir elbiseyi
O eli kesik sana ne fayda sağlar peki

Senin elini nasıl tutar da söyle sana
Nasıl yardım etsin o, eli kesik olansa

-179-

Akşam vakti müflisi deveden indirince
Kürt dönüp şöyle dedi biliniz o müflise:

“Evim uzak, vakit geç, kuşluk çağından beri
Gezdirip durmaktayım deve üstünde seni

Arpadan vazgeçtim ben, hiç olmazsa bir avuç
Saman ver de son bulsun uzayıp giden oruç”

Müflis gülerek ona dedi: “Şimdiye kadar
Niçin gezip, dolaştık, aklın bu kadar mı dar

Aklın neredeydi ki, hiç mi anlamadın sen
Benim müflisliğimi, kendin ilân ederken

Davul çaldılar müflis olduğumu ilânla
Bu ses ulaştı belki gökte yedinci kata

Kulağın hep tamahla dolu galiba senin
Tamah, insanı sağır, kör eder bilmelisin

Bu sözleri kerpiçle, taş bile işitmiştir
‘Bu kaltaban müflistir, müflis’ dene gelmiştir”

Tamahla dolu olan devecinin kulağı
Akşama dek söylenen sözleri duymamıştı

Kulakta, gözde Tanrı mührü bulunduğundan
İşitmiyor, duymuyor bilesin ki o bundan

Yoksa nice servetler ve nice sesler vardır
Hicaplarda nice ses, nice suret saklıdır

Güzellikten, kemâlden, cilveden hangisini
İsterse Tanrı göze onu gösterir bil ki

Güzel sesten, müjdeden, coşkun, neşeli sözden
Hangisini dilerse, onu duyurur, bil sen

Ondan gaflettesin ya, ama, ihtiyaç vakti
Hak onu izhar eder, gâfil olsan da şimdi

Peygamber: “Kadri Yüce Allah her derde derman
Yaratmıştır” buyurdu şüphen olmasın bundan

Fakat onun fermanı olmadığı sürece
O dermana ulaşman gayetle muhal bence

Ey çâreler arayan, ölü gözünün cana
Baktığı gibi sen de göz çevir lâmekâna

Aklını başına al çâreler dolu iken
Hak pencere açmasa, yine çâre yok bil sen

Bu cihan ki cihetsiz lâmekân âleminde
Meydana gelmiş mekân verilmiş ona bir de

Hakkı, candan gönülden istediğin doğruysa
Bu varlıktan soyunup, yokluğa dön, yokluğa

Yokluk gelir yeridir kaçınma artık ondan
Varlıksa az çok gider yeridir buna inan

Hak sanatının tezgâh evi madem yokluktur
Tezgâh dışında kalan bil ki değersiz olur

Hilim sahibi Rabbim duyanları insafa
Getirecek sözleri sen getir hatırına

Duâ da senden gelir, duâya icabet de
Korku da senden gelir, korkudan emniyet de

Yanlış söyledik ise düzelt ey söz sultanı
Düzeltmek de sendendir her bir yanlış olanı

Öyle bir kimyan var ki, her şeyi değiştirir
Kandan bir ırmak olan Nil haline getirir

Bu çeşit tebdil ediş ve bu türlü iksirler
Senin sırlarındandır anlayana bu yeter

Suyu, toprağı katıp Ya Rabbi birbirine
Suretini sen düzdün ondan Âdem’i yine

Sonra onu karıya, dayıya ve amcaya
Düşürdün düşünceye ve binlerce gamlara

Bazılarına hürlük verdin sonraları sen
Kurtararak onları hem gamdan, hem neşeden

-180-

Kendisinden, soyundan kurtararak niceyi
Çirkin gösterdin ona dünyanın lezzetini

His âlemine mensup ne varsa, böyle adam
Reddeder ve dayanır görünmeyene tamam

Aşkı meydanda onun, mâşuku gizli olan
Zâhiri sevgilisi cihanda bir imtihan

Surete olan aşklar, mutlaka surete ve
Güzel kadına değil, bunu bilesin böyle

İster bu cihan aşkı, ister o cihan aşkı
Hakiki mâşuklarda suret aramamalı

Hakikaten surete âşıksan, sevgilini
Neden terk etmedesin öldüğünde, değil mi

Nedendir bu terk ediş, suret yine yerinde
Âşık, iyice ara mâşukun kim gerçekte

Sevgili, hisle idrak edilseydi, her hisle
İdrak edilene ben âşık olurdum yine

Aşkı aratıyorsa vefa denilen duygu
Vefayı değiştirsin suret, nasıl olur bu

Bil, ziyası Güneşin duvara vurduğunda
Duvar kazanmaktadır parlaklık ve de ziya

Ama bu ziya elbet, duvarda iğretidir
Aslı güneştedir bil ve bu gerçek bellidir

Ey temiz ve sâf kişi, kerpiçe gönül vermen
Nedendir ebedi ve aslı istemek varken

Kendi aklına âşık olan ve kendisini
Surete tapanlardan üstün gören serseri

Hissine hâkim olan akıl ziyası belli
Bakırın üstündeki bir altın yaldız gibi

İnsanlarda güzellik altın yaldıza benzer
Düşün hele, düşün bir böyle olmazsa eğer

Böyle olmazsa nasıl olurdu da sevgilin
Kart bir eşek haline gelir ölünce senin

İblis, melek gibiyken, nasıl döndü şeytana
Elbette ariyetti güzellik çünkü ona

O güzelliği gayet yavaş yavaş almakta
Taze fidan gitgide çürüyüp, kurumakta

“Yaşattıkça azaltır kuvvetlerini” âyet
Oku da gönül iste, kemik olanı reddet

Gönül güzelliğidir, güzelliklerden bâki
O güzellik devleti ab-ı hayata sâki

Âb-ı hayata sâki ve sarhoş kendisidir
Tılsımın bozuldu mu üçü birleşiverir

Kıyas yoluyla bilmek imkânsız bu birliği
Saçma sapan söyleme, kulluğunu kıl bari

Senin mânâ dediğin, surettir, iğretidir
Kendince övünerek, böyle sevinmen nedir

Mâna odur ki seni senden alıp götürsün
Gerçek mânâda suret, mümkün müdür görünsün

Seni kör sağır kılan, surete âşık eden
Mânâ olabilir mi, bu hususu düşün sen

Köre nasip olan şey, gamı arttıran hayâl
Gözün nasibi fâni hayâllere imtisâl

Kuran’ın harflerini ezberlemiştir körler
Eşeği görmezler de, semerliği döverler

Gözün açıksa şâyet, kaçan eşeğini gör
Nedir bu semercilik ey puta tapan, ey kör

Eşeğin varsa kolay semeri bulmak işi
Az çok yemeği gelir sağ oldukça da kişi

Hem mal, hem kazanç yeri eşek sırtı hem dükkân,
Kalb incisi sermaye yüzlerce kalbe inan

-181-

Ey boşboğaz eşeğe çıplak bin, Peygamber de
Çıplak binmemiş miydi o semersiz eşeğe

Çıplak eşeğe bindi, bazen yaya yürüdü
Peygamber böyle yapsa, sana ne düşer, yürü

Eşek nefsin kaçıyor, onu kazığa bağla
Ne zamana dek işten, yükten kaçacak daha

İster yüz yıl olsun bu, isterse de otuz yıl
Sabır, şükür yükünü yükletmeliyiz asıl

Hiç kimse biçmemiştir, ekmediği ekini
Başkasının suçunu, hiçbir suçlu çekmedi

Ekmediğini biçmek oğul bil ham tamahtır
Ham tamaha düşme bil ham yemek hastalıktır

Birisi bir define bulursa bir diğeri
“Ben de bulurum” diye deşer durur her yeri

Alışveriş işiyle, dükkânla ne işim var
Diyerek defineyi bulanı kıskanırlar

Baht işi bu, pek nadir, tende kudret oldukça
Çalışıp kazanmalı, gereken bu aslında

Çalışmak ve kazanmak define bulmak için
Mâni teşkil etmez bil asli görevin senin

Sen, işten geri kalma, nasibinde var ise
Varsın arkandan gelsin beklediğin define

Böyle yap da sen (EĞER) illetine tutulma
“Eğer şöyle yapsaydım” kaygısına kapılma

Çünkü peygamber (EĞER) demeyi menetmiştir
Bil “Eğeri söylemek münafıklık” demiştir

O münafık da (EĞER) diyerek işi şarta
Bağlayarak ölünce bil ki öbür dünyaya

Ancak hasret götürdü bu şartından dolayı
(EĞER)i terk etmektir bil bu işin kolayı

TEMSİL

Acele ev arayan bir yabancı adamı
Dostu aldı yakın bir viraneye yolladı

Gösterip harap evi dedi ev arayana:
“Ev sahibi olurdun bunun tavanı olsa

Eğer bir oda daha olsaydı hele, hele
Gayet rahat ederdin çoluk çocuğun ile”

Adam dedi ki: “Evet, dediklerin doğru ya
Ama imkân olmaz ki ‘Eğer’de oturmaya”

Bütün âlem hoşluğu mutluluğu ister de
Bu yüzden yanmadadır ateşlerin içinde

İhtiyar, genç her insan altın bulmayı ister
Göz o ki kalp parayı, halisinden fark eder

Halis altın kaplama ziya vermekte belli
Fakat miheng olmazsa hassı fark edilir mi

Ayarın varsa yürü has altın olanı seç
Yoksa bilen kişiye danış bu işten vazgeç

Yahut ruhunda mihenk olmalıdır insanın
Yol bilmiyorsan yalnız yola düşme ha sakın

Yolda gulyabaniler, sesleri bildik sesi
Gibi gelir insana başkadır gayeleri

“Ey kervan halkı gelin işte yol, iz burada”
Diye kandırmak için hep bar-bar bağırmakta

Gulyabaniler kervan halkını yok etmede
Birer birer çağırır bilin isimleriyle

Oraya çağırılan kişi varınca bakar
Karşısında yırtıcı kurtlar ve aslanlar var

Ömür zayi olmuştur, gidilecek yol uzun
Gün geçmede ve halâ haberi yoktur onun



Bu Haber 935 Defa Okundu
Bu Haberi Paylaş

YORUM EKLE

 

 
  Ad Soyad
 

Yorum

       İsim Yazılmayan Yorumlar Onaylanmayacaktır.
   

YORUMLAR

Peygamberlerin Hayatı Kategorisine Ait Diger Haberler

PEYGAMBERLERİN HAYATI PEYGAMBERLERİN HAYATI PEYGAMBERLERİN HAYATI PEYGAMBERLERİN HAYATI PEYGAMBERLERİN HAYATI PEYGAMBERLERİN HAYATI PEYGAMBERLERİN HAYATI PEYGAMBERLERİN HAYATI PEYGAMBERLERİN HAYATI PEYGAMBERLERİN HAYATI PEYGAMBERLERİN HAYATI PEYGAMBERLERİN HAYATI PEYGAMBERLERİN HAYATI PEYGAMBERLERİN HAYATI PEYGAMBERLERİN HAYATI PEYGAMBERLERİN HAYATI PEYGAMBERLERİN HAYATI PEYGAMBERLERİN HAYATI PEYGAMBERLERİN HAYATI PEYGAMBERLERİN HAYATI PEYGAMBERLERİN HAYATI PEYGAMBERLERİN HAYATI PEYAGMBERLERİN HAYATI PEYGAMBERLERİN HAYATI PEYGAMBERLERİN HAYATI PEYGAMBERLERİN HAYATI PEYGAMBERLERİN HAYATI PEYGAMBERLERİN HAYATI PEYGAMBERLERİN HAYATI PEYGAMBERLERİN HAYATI PEYGAMBERLERİN HAYATI PEYGAMBERLERİN HAYATI PEYGAMBERLERİN HAYATI PEYGAMBERLERİN HAYATI PEYGAMBERLERİN HAYATII PEYGAMBERLERİN HAYATI PEYGAMBERLERİN HAYATI PEYGAMBERLERİN HAYATI PEYGAMBERLERİN HAYATI PEYGAMBERLERİN HAYATI

Çok Okunanlar

Çok Yorumlananlar



HABER YORUMLARI

KUR´AN-I KERİMİN IŞIĞINDAN ÖĞÜTLER (ADEM)´DE AŞURE ETKİNLİĞİ 23 NİSAN BU YIL SİİRT´TE FARKLI KUTLANACAK 23 NİSAN BU YIL SİİRT´TE FARKLI KUTLANACAK SİİRT ÜNİVERSİTESİ TAŞINIYOR ŞİİRLER YOĞURT FESTİVALİ VALİ MUSA ÇOLAK, GÜL AİLESİNE TAZİYE ZİYARETİNDE BULUNDU SiiRT ´DELi REMZi´NiN CENAZESiNDE BULUŞTU BAYKAN´DA PİŞMANİYE ÜRETİMİ!

Anketler

Sitemizin Yeni Tasarımını beğendiğiniz mi?
Evet
Hayır
Kararsızım
Kötü

Gunluk Gazeteler

Copyright © 2011 SiirtteHurriyet.com